Şirket Profili

Etkinlikler

Eğlence

Şubelerimiz

siparis@tekbufe.com

Büfecilik

*KADIKÖY 1:  (0216) 338 17 70 - 449 32 87 *KADIKÖY 2: 414 94 16 - 330 93 37 *MALTEPE: 305 80 24 - 305 97 88 *ÜSKÜDAR: 333 92 73 *FİKİRTEPE: 336 70 25 *ÜMRANİYE: 521 96 48 - 521 96 49

OYUNUNU SEÇ EĞLENCEYE GEÇ

ELMASI BUL

BALIK TUTMACA

RAFTING

BALYOZ

PENALTI

PAZZLE

TOP BULMACA

AYIN KARİKATÜRLERİ

 

 

 

 

AYIN  FIKRALARI

 

 

VANTİLATÖR BUSH


Günün birinde Wolfovitz ölür ve cennetin kapısına getirilir. Orada aziz john'u görür. Cennetin kapısında binlerce saat vardır. Wolfovitz merakla aziz John'a sorar: "Efendim bu saatler nedir?" Aziz John cevap verir: "Bunlar dünyada ki insanların yalan söyleyip söylemediğini gösteren aletlerdir. Bak bu yelkovanı hiç dönmemiş olan Rahibe Terasa'ya ait. Hayatında hiç yalan söylememiş. Bu yanındaki de G.Washington'a ait. Yelkovan iki kez hareket etmiş demek ki iki defa yalan söylemiş." "Peki" demiş Wolfovitz merakla "Başkan Bush'un saati nerede?" "O" demiş aziz John; "Baş zebani onu odasına aldı. Vantilatör olarak kullanıyor"

 

SIRAYA GEÇ

 

Bir adam sabah yürürken ilginç bir cenaze kafilesi farkeder; önde giden köpekli bir adam, arkasında bir tabut ve 10 metre arkadan gelen bir başka tabut ve tek sıra olmuş yaklaşık 200 adam. Tuhafına gider. Kafilenin basındaki adam kuşkusuz cenazenin sahibidir, yanına yaklaşır ve sorar;
"Beyefendi, bu üzüntülü gününüzde hatırlatmak istemem ama ölenler neyiniz oluyor?"
Adam yanıtlar
"Öndeki karım arkadakide kayınvalidem."
"Vah vah başınız sağolsun. Nasıl oldu?"
"Köpeğim karıma saldırıp öldürmüş. Kayınvalidemde karıma yardıma gelmiş onu da öldürmüş."
Adam biraz düşündükten sonra sorar;
"Beyefendi kopeğinizi ödünç alabilir miyim?"
"Sıraya geç"

 

YOLUNACAK KAZ

Çok soğuk bir kış günü padişah, tebdil-i kıyafet gezmeye karar vermiş. Yanına başvezirini alıp yola çıkmış. Bir dere kenarında çalışan yaşlı bir adam görmüşler. Adam elindeki derileri suya sokup, döverek tabaklıyormuş. Padişah, ihtiyarı selamlamış:
"Selamunaleykum ey pir'i fani..."
"Aleykumselam ey serdar'i cihan..."

Padişah sormuş:
"Altılarda ne yaptın?"
"Altıya altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor..."

Padişah gene sormuş:
"Geceleri kalkmadın mı?"
"Kalktık... Lakin, ellere yaradı..."

Padişah gülmüş:
"Bir kaz göndersem yolar mısın?"
"Hem de ciyaklatmadan..."

Padişahla başvezir adamın yanından ayrılıp yola koyulmuşlar. Padişah başvezire dönmüş:
"Ne konuştuğumuzu anladın mı?"
"Hayır padişahım..."

Padişah sinirlenmiş:
"Bu akşama kadar ne konuştuğumuzu anlamazsan kelleni alırım."

Korkuya kapılan başvezir, padişahı saraya bıraktıktan sonra telaşla dere kenarına dönmüş. Bakmış adam hala orada çalışıyor.
"Ne konuştunuz siz padişahla..."

Adam, başveziri şöyle bir süzmüş:
"Kusura bakma. Bedava söyleyemem. Ver bir yüz altın söyleyeyim."

Başvezir, yüz altın vermiş.
"Sen padişahı, serdar-ı cihan, diye selamladın. Nereden anladın padişah olduğunu."
"Ben dericiyim. Onun sırtındaki kürkü padişahtan başkası giyemezdi."

Vezir kafasını kaşımış.
"Peki, altılara altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor ne demek?..."

Adam, bu soruya cevap vermek için de bir yüz altın daha almış.
"Padişah, altı aylık yaz döneminde çalışmadın mı ki, kış günü çalışıyorsun, diye sordu. Ben de, yalnızca altı ay yaz değil, altı ay da kış çalışmazsak, yemek bulamıyoruz dedim."

Vezir bir soru daha sormuş...
"Geceleri kalkmadın mı ne demek?"

Adam bir yüz altın daha almış.

"Çocukların yok mu diye sordu… Var, ama hepsi kız. Evlendiler, başkasına yaradılar, dedim..."

Vezir gene kafasını sallamış.
"Bir de kaz gönderirsem dedi, o ne demek..."

Adam gülmüş.
"Onu da sen bul..."